« Ana Sayfaya Dön

Kitapçıda Yarım Saat

Yayınlanma Tarihi

Bugün aldığım kitaplarım
Bugün almış olduğum kitaplarım

Lise ikiden beri her halde elime bir kitap alıp düzgün bir şekilde okuma fırsatı bulamamışımdır. Sürekli olarak döküman okumak ve bir şeyler geliştirmek bir süre sonra insanın düzgün cümle kurması gibi bir çok yönünü köreltmeye başlıyor. Bu durum aynı şekilde bende de baş gösterdi. Kitap okumanın tadına lisede varmış biriydim ve hala da olduça seven biriyim açıkçası :) Uzun zamandır içimde kitap okuyamamanın verdiği bir rahatsızlık yaşıyordum taki düne kadar.

Bir arkadaşımın sınavı için okuması gereken bir kitabı Karabük’de bulamadıklarını söyledi ve bu kitabı benden bulmamı rica etti. Bu bahane ile bir kitapçıya gitmem ve kitabı bulmam gerekiyordu fakat ne yazık ki bunun için zamanım bulunmuyordu. Sağolsun Ankara’da bulunan bir arkadaşımdan bu konuda yardım istedim ve oda oldukça yardımcı oldu. Kitabı benim için kitapçıya gidip ayırttı ve alacağım yerin adresini göndermişti. Bugün zaman buldum ve kitabı almaya gittim(gitmeden önce Twitter’dan bir tweet atmıştım ve sağolsun arkadaşlarım/abilerim tavsiyelerde bulundular. Bu tavsiyeler şöyleydi; Kar Melekleri, Kinyas ve Kayra, Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi, Dublorün Dilemması, Zaman Çarkı, Ayda 172 Saat, Olasılıksız, Empati, Jean Christophe Grange(Her hangi bir kitabı) ve Dan Brown(Her hangi bir kitabı) şeklinde olmuştu. Buradan tekrardan tavsiyede bulunan herkese teşekkür ediyorum :)).

Kitapçı için yaklaşık olarak 3 farklı lokasyon gezdim bu biraz benden kaynaklıydı(Ankara’yı fazla bilmiyorum). Kitapçıyı bir yeraltı çarşısında buldum. Çarşının adı Zafer Çarşısı idi Ankara’nın eski çarşılarındanmış bir süre tadilat görüp tekrar açılmış. İçeriye girerken biraz garipsedim içeride bir sürü kitapçı var fakat kimsecikler yoktu. İstanbul’da ki bu tarz çarşı yerlerinde ki kitapçıları biran düşündüm hemen hemen çoğu zaman doludurlar. Neyse dedim sağa sola bakınarak yürüdüm ve kitap alacağım kitapçıyı buldum, içeri girdim. Kitaplarımı söyledim bir kısmı varmış bir kısmı ise yokmuş olanlarıda depodan getireceklermiş ondan beklemem gerekiyordu. Sağa sola baktım ilgimi çeken bir kitap göremedim orada ki kitapların geneli sınava hazırlık, hukuk kitabı vs şeklindeydi. Bende sıkılmamak için kitapçı ile biraz sohbet edeyim dedim ve sohbet başladı :) “Abi, İstanbul’da kitapçılar doludur burası neden böyle” dedim? “Burası tadilata girdi 3 aydı sözde 18 ay sürdü ondan boşaldı çarşı” dedi ama içime sinmedi açıkçası. Zira yarım saat kadar orada durdum çarşıdan sadece 2-3 kişi geçti onlarda sınav denemesi sordular. Durumun bu kadar kötü olmasını açıkçası içime sindiremedim. Zira kitapçıların bu kadar boş kalması aslında vahim bir durum. Yada ben bunu fazla önemseyen biriyim bilemiyorum :) Ben bunları iç dünyam da düşünmeye devam ederken o sırada kitaplarım geldi. Gelen kitaplar ise şöyleydi; Dünyanın Gözü - Zaman Çarkı, Dublorün Dilemması, Kinyas ve Kayra, Empati, Olasılıksız, Cehennem ve Leyleklerin Uçuşu. Kitaplara bakıyordum o sırada şöyle dedim; “Abi korsan…” dediğim anda adam hemen cevap verdi bizde korsan olmaz, korsan kitap istiyorsan başka yerden al. Hemen bende devamını getirdim abi korsan değiller orjinaller değil mi diyecektim :) Orada anladım ki kitapların orjinalinden çok korsanı adamdan isteniyormuş meğersem… Bu durumu diğer duruma nazaran yine daha anlayışlı karşıladım içimde(Etik bir durum değil korsanını istemek ama karşı taraf eğer öğrenci ise bir liranın bile kıymeti olduğunu düşünecek olursak olabilir dedim). Kitapçı kitaplara baktı ve bana “Hepsini mi alacaksınız?” dedi. “Evet abi işten zaman bulup buralara gelemiyorum bende toplu alayım dedim :)” şeklinde söyledim adamın sonra ki cevabı ise durumu ortaya serdi “Bu x meblası neredeyse benim günlük satışımın yarısından fazla.” kitapçı abi bunu söyledikten sonra anladım ki orada ki kişi sayısı azlığı genel olarak yaşanan bir sorunmuş. Yani bu güne özgü değilmiş…

Umarım bu kitap satışlarının az olmasının nedeni herkes ebook okuyordur veya internetten alıyordur diyedir aksi taktirde sonumuz iyiye gitmiyor bunu biliyoruz zaten ama felakete gidiyoruz gibi geliyor bana. Okumayan bir gençlik geliyor sonra neden bizden fikir çıkmıyor yaratıcılığımız neden az diye yakınıyoruz. Doğrusu şu anda bulunduğumuz durumu düşününce bu olanlar normal geliyor zira gençlik facebook başında birilerine yazmaktan, twitter’da fenomen olmak için çeşitli şekillere girerken instagramda takipçisi artsın diye resim paylaşırken kendini geliştirmeye zaman bulamıyor :) Çok meşgulüz çok gerçekten. Bir kitapçıya gidip kitap almaya zaman bulamıyoruz. Bugün yaşadığım bu olay açıkçası beni üzdü bu yüzden yazmak istedim.

Bu arada okuduğum kitapları zaman buldukça yorumlarımı blogumda yazmaya çalışacağım. Bu gereksiz yazıyı okuduğunuz için teşekkürler :)

Yorum

comments powered by Disqus